taklacı güvercinler
TAKLACI GÜVERCİNLER  
  ANA SAYFA(sitenin kuruluş amacı)
  TAKLACI GÜVERCİN RESİMLERİ
  TAKLACI GÜVERCİN IRKLARI
  TAKLACI GÜVERCİN BESLEYENLER İÇİN DENEYİMLER
  TAKLACI GÜVERCİN BESLEYENLERİN DİKKATİNE
  KUŞLAR HAKKINDA
  GÜVERCİN HASTALIKLARI
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
  İLETİŞİM
  GÜVERCİN - Columba livia
  GÜVERCİN YEMİ ÇEŞİTLERİ
  550 Cinsi olan bir kuş: Güvercin
  ANADOLU’DA GÜVERCİNLER
  GÜVERCİNLERİN VÜCUT YAPILARI
  YURDUMUZDA BULUNAN GÜVERCİNGİLLER
  GÜVERCİNLERDE KALITIM VE ISLAH
  KÜLTÜR TARİHİ VE KUŞLAR
  TÜRK TOPLUMUNDA GÜVERCİN
  Kentlileşen Güvercinlerin Tarihi
  KUŞLARDAKİ ŞAŞIRTICI DENGE
TÜRK TOPLUMUNDA GÜVERCİN

TÜRK TOPLUMUNDA GÜVERCİN

Ülkemizde başta güvercinler olmak üzere şehirlerde insanlarla birlikte yaşayan kuşların tümüne karşı bir acıma ve buna bağlı olarak gelişen bir yardım etme duygusu vardır. Kuşlara yem vermek, onlara iyi davranmak dinen sevap kazanmak anlamına gelmektedir. Böyle davranan kişiler ruhen kendilerini daha rahat hissetmektedirler. Bu geleneğin bize Osmanlı toplumundan miras kaldığını söyleyebiliriz. Osmanlı toplumunda halk içinde daha çok dini yaklaşımlar sonucu güvercin hep kutsal bir kuş olarak kabul edilmiştir. Kuran’da yer alan Hz. Muhammet’in Kureyşliler’den kaçarken saklandığı mağarada bir güvercinin ona yardım etmesi olayı ve Hacı Bektaşi Veli’nin Horasan’dan Anadolu’ya gelirken güvercin kılığında geldiği yolunda ki rivayetler sonucu halk arasında güvercinler hep özel bir öneme sahip olmuşlardır.

Ahmet Haşim 1921 yılında yayımlanan “Gurebahane–i Laklakan” (Yoksul leylekler bakımevi) adlı eserinde Bursa’da Haffaflar çarşısından (ayakkabıcılar çarşısı) bahseder. Bu çarşının orta yerinde bulunan meydanda kanadı ya da bacağı kırık leyleklerin, bunamış kargaların ve çeşitli sakat kuşların toplandığını ve çarşı esnafının aralarında topladığı paralar ile bütün bu kuşlara yıllarca baktığını anlatır.

Ünlü şairimiz Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın aktardığına göre, Sivaslı bir tüccar iki dükkanının gelirlerinin tamamını kuşlara yem alınması için vakfetmiştir. Dolmabahçe Sarayı bahçesine bugün de görülebilen bir kuş hastanesi bulunmaktadır. Bu örnekleri çoğaltabilmek mümkündür. Hatta bizim toplumumuzda kuş ve insan ilişkisi öyle bir noktaya gelmiştir ki, havada uçan kuşun üzerimize pislemesini bile bir uğur ve hayır işareti olarak kabul etmişizdir.

Bütün bunların kökeni, Türklerin İslamiyet öncesi Şamanizm döneminden kaynaklanan ve Şamanizm felsefesi ile beslenen bir kuş sevgisinden kaynaklanmaktadır. Bu felsefe Türk topluluklarının etken olduğu beylikler dönemi, Selçuklu dönemi ve son olarak da Osmanlı devleti döneminde de varlığını belli biçimlerde devam ettirerek günümüze kadar ulaşmıştır.

ANADOLU’DA YABANİ GÜVERCİN BAKICILIĞININ TARİHÇESİ

Yabani güvercinler eski devirlerde esas olarak gübresi ve eti için beslenmişlerdir. Güvercin gübresinin bitkiler için çok yararlı olduğunu gören çiftçiler bu gübreyi daha sistematik ve düzenli bir biçimde elde edebilmek için çeşitli yollar denemişlerdir.

Yabani güvercinlerin ülkemizde bu amaçlar için ne zamandan beri kullanıldıkları konusunda elimizde bir belge bulunmamaktadır. Ancak Anadolu’da güvercin yetiştiriciliğinin bilinen tarihinin MÖ. 3000 yıllarında başladığı düşünülürse, bu kullanım tarzının eş zamanlı olarak gelişmiş olabileceği kabul edilebilir. Ülkemizde yabani güvercinlere daha çok dini duygularla bakılmaktadır. Bunun yanı sıra gübresi için bakılmaları yaygındır. Yabani güvercinlerin eti için bakılmaları olayı ülkemizde sadece Diyarbakır bölgesinde Osmanlı Devleti döneminde görülmektedir. Bu olayın Arap etkisi ile gelişmiş olabileceği tahmin edilmektedir.

GÜBRE GEREKSİNİMİ İÇİN BAKICILIK

Yabani güvercin bakıcılığının en önemli nedenlerinden biri gübre gereksinimidir. Güvercin gübresi oldukça değerli bir gübre olarak kabul edilmektedir. Bileşiminde yaklaşık % 25 organik madde, % 2 azot, % 1 fosforik asit bulunmaktadır. Osmanlı devleti döneminde “koğa” adı verilen güvercin gübresinin önemli bir ihraç ürünü olduğu bilinmektedir. Osmanlı devlet arşivinde yurt dışından gelen gübre talepleri ve yurt dışına yapılan çeşitli satışlara ilişkin belgeler bulunmaktadır. Osmanlı devleti döneminde güvercin gübresinin Kapadokya bölgesinde üzüm bağlarında ve Diyarbakır çevresinde ise karpuz yetiştiriciliğinde kullanıldığı bilinmektedir. Bu kullanım şekli günümüzde de kısmen varlığını sürdürmekle birlikte suni gübrelerin yaygınlaşması sonucu artık pek kalmamıştır. Gübre gereksinimi için yabani güvercin bakıcılığında, gübrenin düzenli toplanabilmesi ve birikmesini sağlayabilmek için bazı yapılara gereksinim duyulmuştur. Bu yapılar Kapadokya’da “güvercinlik” ve Diyarbakır’da “boranhane” olarak karşımıza çıkmaktadır.

KAPADOKYA’NIN GÜVERCİNLİKLERİ

Kapadokya bölgesini gezen ziyaretçiler peribacaları, kayalara oyulmuş kilise ve manastırlar ile yer altı şehirleri arasında fantastik bir yolculuk yaparken genellikle güvercinliklere fazla dikkat etmezler. En yaygın örneklerini Kapadokya bölgesinde gördüğümüz güvercinlikler, bölge çiftçisinin üzüm bağlarından daha fazla verim alabilmek amacıyla güvercin gübresi kullanma geleneğinden kaynaklanmaktadır. Bu amaçla bir çok güvercinlik inşa edilmiştir. Bu bölgede karşılaştığımız güvercinlikler, daha çok kayalara oyulmuş odacıklar şeklindedir.

Ancak kesme taştan yapılmış ev benzeri yapı tipinde olanları da bulunmaktadır. Bazen de yöredeki bir kaya manastırının ön cephesi duvarla kapatılıp içi güvercinlik haline getirilmiştir. Çavuşin Kasabası yakınlarındaki Çavuşin Kilisesi, Göreme’de Kılıçlar Meryemana Kilisesi ve Karşıbucak vadisinde yer alan kiliseler buna en iyi örnektir. Bugün güvercinlik olarak kullanılmış manastır ve kiliselerde fresklerinin sağlam kalmasını güvercinlere borçluyuz. Çünkü bu sayede freskler özellikle insanlar tarafından yapılan tahribattan korunmuşlardır. Bölgedeki güvercinliklerin en yoğun rastlandığı yerler, Ürgüp’te Üzengi vadisi ve Kayseri ili sınırları içersinde kalan Soğanlı vadisidir. Soğanlı vadisinde bulunan güvercinlikler 7–8 katlı olarak inşa edilmiş oldukça büyük yapılardır. Bunun yanı sıra, Uçhisar civarındaki vadiler, Göreme’de Kılıçlar ve Güllüdere vadileri, Ortahisar’da Balkanderesi ve Kızılçukur vadileri, Nevşehir yakınlarındaki Çat vadisi sayılabilir.

Bu bölgedeki güvercinliklerin en eski örnekleri 18. yüz yılda yapılmıştır. Bu yüz yıldan kalma olanların sayısı fazla değildir. Ağırlıklı olarak buradaki güvercinlikler 19. yüz yıl ve 20. yüz yılın başlarında inşa edilmişlerdir. Buradaki güvercinlikler 18. yüz yıl başında bölgeyi ziyaret eden batılı gezginlerin de dikkatini çekmiştir. Bu gezginlerden Charles Texier ve William Hamilton anılarında ve çizdikleri gravürlerde güvercinliklere dikkat çekmişlerdir.

GÜVERCİNLİKLERDE KULLANILAN SÜSLEMELER

Kapadokya bölgesi güvercinliklerinde dış cephede çeşitli süslemelerle karşılaşılmaktadır. Bu bakımdan güvercinlikler bize, Türk–İslam halk resim sanatının ender örneklerini görebilme olanağı sunmaktadırlar. Güvercinliklerde oldukça yaygın olarak kullanılan kırmızı renk, bölgeye has “Yoşa” adıyla tanınan bir toprak türünden elde edilmektedir. Yoşa’nın yanı sıra güvercinliklerin dış yüzeyinde yapılan süslemelerde çeşitli bitkilerden elde edilen kök boyalar ve demir oksit içeren topraklardan elde edilen boyalar da kullanılmıştır.

Güvercinlik süslemelerinde kilim motiflerine sıklıkla rastlanmaktadır. Güvercinlikler üzerinde çeşitli geometrik desenler, bölgedeki sosyal yaşantıyı yansıtan figürler ile bitki ve hayvan motifleri sıklıkla bulunmaktadır. Bu figürler arasında nargile içen adamlar ve kılıç kalkan oynayan çizimler dikkat çekicidir. Göreme, Çavuşin ve Zelve vadilerindeki güvercinliklerde çark-ı felek motiflerine çoğunlukla rastlanmaktadır. Eski dönemlerde dört rüzgar tanrısını temsil etmiş olmasına karşın günümüzde dönen dünyayı, dönen kaderi, feleğin ve aşkın çemberini simgeleyen çarkı felek motiflerinin yanı sıra, üstünde kuş tünemiş hayat ağacı ve nar motifleri de çark-ı felek motifleri gibi yaygındır.

Şaman geleneklerinden kaynaklanan hayat ağacı, öteki dünyaya geçişi sağlayan yolu simgelemektedir. Hayat ağacı üzerinde yer alan kuşlar ise ağaca bekçilik yapan ve bu yolculukta insanlara eşlik eden yaratıklardır. Cenneti, bolluğu ve bereketi temsil eden nar ise Anadolu’da tarih boyunca kutsal bir meyve olarak kabul edilmektedir.

Yukarıda bahsedilen motiflerin yanı sıra bazı güvercinliklerde Eski Türkçe ile yazılmış kitabeler de yer almaktadır. Genellikle güvercinliğin yapıldığı tarih, “Maşallah” ve “Allah” kelimeleri ile nadir de olsa güvercinliğin sahibinin kimliği ve mesleğini belirtir yazılar da bulunmaktadır.

GÜVERCİNLİKLERİN İNŞA TEKNİĞİ

Güvercinlikler inşa edilirken su kaynaklarına yakın olmasına, vadiden yüksek bir yerde bulunmasına ve giriş ağızlarının yönlerine dikkat edildiği göze çarpmaktadır. Güvercinliklerin giriş ağzı yönleri genellikle vadilerin doğu ya da güney tarafına bakmaktadır. Böylece kuşların kış aylarında soğuktan etkilenmelerinin önüne geçilmeye çalışıldığı gibi güvercinliklerin içinin güneş almasına da özen gösterilmiştir.

Güvercinlikler genellikle kayalara oyulmuş bir oda şeklindedirler. Bu odanın içi 5–10 m2 büyüklüğündedir. Odanın dış cephesi güvercinler için giriş kapısı görevini gören oldukça dar 4–5 delikten oluşmaktadır. Bu giriş deliklerinin etrafı boyanıp süslenerek kuşların dikkati çekilmektedir. Odaların içinde duvarlarda kuşların yumurtlaması için açılmış uygun büyüklükte çeşitli oyuklar (nişler) yapılmıştır. Gene oda içinde duvardan duvara uzayan ahşap tünekler yer almaktadır. Böylece yerde biriken gübrenin toplanması kolaylaşmaktadır. Bir güvercinlik en az 100 güvercini barındırabilecek kapasitededir. Güvercinlikler vadi seviyesinden oldukça yükseklerde kayalar üzerine inşa edilmişlerdir. Böylece güvercinlerin insan ve diğer canlılardan fazla rahatsız olmamalarına özen gösterilmektedir. Güvercinliklerin tilki, fare, sansar, gelincik gibi zararlı hayvanlardan korunabilmesi amacı ile ayrıca güvercinliklerin dış cephesine alçı, yumurta akı ve kireç kaymağı karıştırılarak yapılan bir karışım sürülmektedir. Bu karışım zararlı hayvanların ayaklarının kaymasına neden olarak onların güvercinliklere ulaşabilmesini zorlaştırmaktadır. Dış cephede gübrenin toplanabilmesi için bir de insanın girişine olanak verilen tünel şeklinde kapı bulunmaktadır. Bu kapıya çıkış ise genellikle merdiven kullanarak yapılmaktadır.

FACEBOOK'TA BİZİ BULUN  
   
Reklam  
   
Bugün 3 ziyaretçi (32 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=