taklacı güvercinler
TAKLACI GÜVERCİNLER  
  ANA SAYFA(sitenin kuruluş amacı)
  TAKLACI GÜVERCİN RESİMLERİ
  TAKLACI GÜVERCİN IRKLARI
  TAKLACI GÜVERCİN BESLEYENLER İÇİN DENEYİMLER
  TAKLACI GÜVERCİN BESLEYENLERİN DİKKATİNE
  KUŞLAR HAKKINDA
  GÜVERCİN HASTALIKLARI
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
  İLETİŞİM
  GÜVERCİN - Columba livia
  GÜVERCİN YEMİ ÇEŞİTLERİ
  550 Cinsi olan bir kuş: Güvercin
  ANADOLU’DA GÜVERCİNLER
  GÜVERCİNLERİN VÜCUT YAPILARI
  YURDUMUZDA BULUNAN GÜVERCİNGİLLER
  GÜVERCİNLERDE KALITIM VE ISLAH
  KÜLTÜR TARİHİ VE KUŞLAR
  TÜRK TOPLUMUNDA GÜVERCİN
  Kentlileşen Güvercinlerin Tarihi
  KUŞLARDAKİ ŞAŞIRTICI DENGE
Kentlileşen Güvercinlerin Tarihi

Kentlileşen Güvercinlerin Tarihi

Kaya güvercini, tarla güvercinleri ve bütün ev güvercini cinslerinin atasıdır. Kaya güvercinlerinin, ne yazık ki ev güvercinleriyle karışma işlemlerinden dolayı kendi asıl genetik kimliği tehdit ediliyor. Bin yıllardır süre gelen güvercin beslenmesi geleneğinden dolayı, günümüzde saf kaya güvercinlerinin mevcudiyetlerinden dahi şüphe ediliyor.

Tarla güvercinleri yarı evcilleşmiş yararlı güvercinlerdir. Onlar yaşam biçimleri ve görünümleriyle asıl formlarına çok yakınlardır. Çevre koşullarına karşı oldukça dirençli ve kanaatkar oldukları ve tarım alanlarında büyük ölçüde kendi başlarına beslenebildikleri için Roma zamanından bugüne kadar, güvercinler köy hayatının önemli bir unsuru olmuşlardır. İnsanlar onların dışkısından gübre kazanmış ve etleriyle beslenmişlerdir. Ev güvercinlerimizin çoğu, kaya güvercinlerinden yetiştirilmiştir. Ev güvercinleri, yetiştirici tarafından beslenen ve evde tutulan güvercinlerdir. Eskiden ev güvercinleri, çoğu zaman şehirlerdeki tavan arası kümeslerinde beslenirlerdi. Cins güvercinlerde, yetiştirme standardıyla tayin edilen görüntülerine değer verilirdi. Posta güvercinleri ise, eve geri dönme kabiliyetine göre seçilirdi. Muhtemelen on bin yıl önce başlayan tarım zamanına bağlı olarak, erken evcilleşen kaya güvercinleri, yani şimdinin ev güvercinleri insanların himayesinden kurtulup şehirlere göç etmişlerdir. Sokak güvercinlerinin ilk izlerine eski Mezopotamya’da rastlanmıştır. Çivi yazılı dokümanlarda, bir "Sokak Pisliği Kuşu" bildiriliyor. Büyük olasılıkla güvercinlerden bahsedildiği sanılıyor. Eski Roma kayıtlarında da sokak güvercinine rastlanıyor. Romalı yazarlar eserlerinde, evlerin çatılarında kuluçkaya yatan sokak güvercinlerinden söz etmişlerdir.

Tinos'un güvercin evleri

Yunan adası Tinos, en eskisi 18. yy.da yapılan güzel güvercin evleriyle tanınmıştır. Yunan adası, tarla güvercinlerinden sokak güvercinlerinin oluşabileceğinin bir örneğidir. Tinos'ta sosyal statü sembolü olarak o zamanlar her ailenin küçük bir kilisesi ve içinde yaklaşık yüz çiftin kuluçkaya yatabileceği büyüklükte bir kuş evi vardı. Bu güvercinlerin doğal besin kaynakları başlıca tohumlar ve yaban otlarıyla sınırlı olduğu için, senede sadece üç dört civciv yetiştirebilirler. Serbest doğada yaşam şartları daha zordur. Ama şehirde hal değişik gözüküyor. Tinos'ta son yıllarda büyüyen turizmle, çöplerden beslenen sokak güvercinleri toplulukları oluşmuştur. Yiyecek temin etme bakımından sokak güvercinleri için şimdi şartlar daha kolay. Artık fakir doğada yorularak yiyecek bulmak gerekmiyor, çünkü bunlar sokaklarda bol miktarda var.

Serbest yaşayan ilk güvercinler, muhtemel olarak, kuluçkaya yatabilmek için kayalara benzeyen ortamlardan dolayı şehirlerimize gelmişlerdir. İnsanların yaşam alanları olan binaların güvercinlerin mevcudiyeti açısından önemini anlamak için tarihte, güvercinlerin altın çağı olarak da nitelendirilen devre, MÖ. 332 – MS. 640 yıllarının Mısır'ına dönüyoruz. Nil deltası dümdüz ve kayalıklardan yoksun olduğu için güvercinlerin kuluçkaya yatmasına elverişli değildir. Durum böyle olduğundan, bu bölgede kaya güvercinlerine rastlanmamakta. İnsanlar, güvercinleri kendi yaşam alanlarına çekmek istediklerinden, güvercinlerin hayatta kalmasını sağlayacak güvercin kuleleriyle onlara kuluçka imkanı yaratmışlardır. Bu kuleler, binalar dışında yuva yapacak bir yer bulamayan tarla güvercinleri ile dolup taşıyordu. Güvercin pisliği tarlalarda kullanılan değerli bir gübre olurken, civcivler de gıda olarak kullanılıyordu. Güvercin pisliği gübre dışında sebze ve meyvelerde tatlandırıcı olarak da kullanıldı. Güvercinler için şehir, öncelikle yedek bir kayalık görevini üstleniyordu. Günümüzde ise, şehirde besin temellerinin oluşmasıyla doğada yiyecek arayışına girmek cazibesini ve anlamını yitirdi.

Basel'in sokak güvercinleri

Şehir merkezinden geçtiğimizde, sokak güvercinleri belki de en dikkat çekici görüntü olarak karşımıza çıkıyor. Kuluçkaya yatmak için, öncelikle duvarlardaki oyukları ve yüksek binaların karanlık mekanlarını seçen sokak güvercinleri, şehirdeki yaşam şartlarına mümkün olduğunca iyi uyum sağladıkları anlaşılıyor. Bunun için, sokak güvercinlerine asıl geldikleri yerlerdeki benzer yaşama alanları sunan binalarla kabartılmış Basel şehrinin büyük rölyefi çok uygun. Yabanileşmiş ev güvercinleri olan sokak güvercinlerinin, Akdeniz bölgesi "Columbia livia" kaya güvercinlerinden türedikleri biliniyor.

Sokak güvercinleri: Zenginlik mi, yoksa eziyet mi?

Birçok insan için güvercinler, evcilleşmemiş hayvanların gözlemlenmesini sağlaması bakımından çok önemlidirler. Onlar şehri canlandırıyorlar ve hayvanlara bakışımızı olumlu yönde etkiliyorlar. Ama madalyonun diğer yüzü de var. Sokak güvercinleri bazı insanlar için yedek çocuk ya da hayatın içeriğiyle ilgili bir anlam taşırken, başkaları için ise bir eziyet olarak görülüyor. Peki niçin? Bu soru güvercinleri yemlemekle bağlantılı olarak ve ondan kaynaklanan güvercin sayısının çoğalmasıyla cevaplanabilir. Büyük güvercin toplulukları, sorunlara yol açıyor. Pek çok hayvan dostu, güvercinleri yemlemenin hayır olduğunu düşünürler. Lakin bu büyük bir yanılgıdır. Çünkü kuşyemi tek yönlü beslenme sağladığı için hayvanlarda mineral ve vitamin eksikliğine yol açıyor. Bunun yanı sıra yemlemek, güvercin topluluklarının aşırı büyümesine neden oluyor. Bu da değişik zorlukları beraberinde getiriyor. Aktiviteleriyle kayaları bile tahrip edebilen küf mantarının çoğalması için ideal bir ortam sunan güvercin dışkısı, temizliği sürekli yapılamayan bina ve anıtlara hasar verebilmektedir.

Yüksek sayıdaki güvercin mevcudiyeti, güvercinlerin yuva yeri bulmalarını da zorlaştırıyor. Yuva sıkıntısı, var olan yuvalar üzerinde büyük baskı oluşturuyor. Bunun sonucunda stres, hastalık, parazitlerin getirdiği eziyet ilk önce güvercinlerin kendilerini vuruyor. Bu arada yuvalardan göç eden parazitler, insanlara da zarar verebiliyor. Elverişsiz yemlenmenin yol açtığı mineral ve vitamin eksikliğini gidermek için güvenciler, doğalarına yabancı bir davranışa da zorlanıyorlar; yeşil alanlardaki tomurcuk ve yaprakları yiyerek bitki örtüsüne zarar verebiliyorlar. Hasta hayvanlar yabanıl doğada normalde ilk olarak düşmanlarına kurban düşerler. Şehirde ise düşmanların eksik olması, doğadakinden uzun süre hayatta kalmalarına sebep olur. Ve bu şekilde hastalıkları çevrelerine ve bu arada da insanlara bulaştırabilirler. Bütün bunlar, şehirde uygun sayıda sağlıklı güvercin toplulukları oluşabilmesi ve aşırı çoğalmaya yol açmamak için güvercinleri doğal yem arayışına bırakmanın en doğru davranış olduğunu göstermektedir.

Basellilerin, sokak güvercinlerini dikkatsizce yemleyerek, sayılarının aşırı çoğalmasını sağladıkları biliniyor. Basel’de bu durumu değerlendiren yetkililer, güvercin sayısını kontrol altına almak için 1976’da "yem verme yasağı" getiriyorlar. Fakat halkın baskısı üzerine bu yasak aynı yıl kaldırılıyor. Basel Üniversitesi ve Sağlık Bakanlığı'nın işbirliğiyle 1988'de hayvanları koruma perspektifi ile yeni bir "güvercin harekatı" başlatıldı. Gaye halkı, kontrolsüz güvercin yemlemenin yol açacağı sayı patlamasının, şehre hijyenik zorluklar ve sokak kuşlarından bulaşabilecek hastalıklar gibi problemler getirebileceği hususunda bilgilendirmekti. İstenilen küçük ama sağlıklı bir güvercin topluluğunun mevcudiyeti idi. Bugün halen varlığını devam ettiren güvercinlikler kuruldu. Güvercinlikte görevli bir bekçi, düzenli olarak temizlik yapıyor, hayvanları kontrol ediyor ve gerektiğinde yumurtalarını değiştiriyordu. Aynı zamanda güvercinlerin yemlenmesinin başta hayvanların kendilerine zarar vereceğini vurgulayan "hayvan korumak, güvercinleri yemlemek değil” sloganıyla halk aydınlatıldı. Basellilerin çoğunun bu ifadeyi anladıkları, kontrolsüz yemlemenin oldukça azalmasından belli oluyordu. Sonuç olarak, sokak güvercinlerinin sayısında kısa bir zaman içerisinde büyük düşüş kaydedildi. Bugün Basel şehrinde sağlıklı güvercinler yaşıyor. Bu da tabii bütün hayvan dostlarını sevindiriyor. Bu model sokak güvercinleriyle ilgili problemlerin çözümünde bir örnek teşkil etti; öyle ki yurt içi ve yurt dışında pek çok şehir tarafından devralındı ve başarıyla gerçekleştirildi.

20. yy. başında çoğu Avrupa ülkesinde olduğu gibi Basel’de de güvercin mevcudiyetinde düşüş yaşandı. Eskiden, yollar günümüzdeki gibi asfalt yapılı olmadığından, yollarda ince tahta kaplamalar vardı ve bunların aralıklarında ve deliklerinde güvercinler için yem birikirdi. Yolların giderek asfaltlanması güvercin mevcudiyetinde gerilemeye neden oldu. Asfalt sokaklar temizlendikten sonra, geriye güvercinlerin beslenmesi için hiçbir artık kalmıyordu. Sokak güvercini sayısının azalmasında, trafikte at arabalarının yerini motorlu taşıtların alması da önemli bir etkendi, çünkü etrafa saçılan tahıllar da güvercinlere yem oluyordu.

FACEBOOK'TA BİZİ BULUN  
   
Reklam  
   
Bugün 6 ziyaretçi (40 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=