taklacı güvercinler
TAKLACI GÜVERCİNLER  
  ANA SAYFA(sitenin kuruluş amacı)
  TAKLACI GÜVERCİN RESİMLERİ
  TAKLACI GÜVERCİN IRKLARI
  TAKLACI GÜVERCİN BESLEYENLER İÇİN DENEYİMLER
  TAKLACI GÜVERCİN BESLEYENLERİN DİKKATİNE
  KUŞLAR HAKKINDA
  GÜVERCİN HASTALIKLARI
  => HASTALIKLAR :TRİCHOMONİASİS (CANKER)
  => HASTALIKLAR:PARAMYXOVİRÜS (SALLABAŞ)
  => HASTALIKLAR:HEXAMİTİASİS
  => HASTALIKLAR:SALMONELLA (TİFO)
  => HASTALIKLAR:ORNİTHOSİS
  => HASTALIKLAR:E-COLİ (KOLİ)
  => YOUNG BIRD SICKNESS (GENÇ KUŞ HASTALIĞI)
  => PROBİYOTİKLER- USE OF PROBIOTICS In Caged & Aviary Birds
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
  İLETİŞİM
  GÜVERCİN - Columba livia
  GÜVERCİN YEMİ ÇEŞİTLERİ
  550 Cinsi olan bir kuş: Güvercin
  ANADOLU’DA GÜVERCİNLER
  GÜVERCİNLERİN VÜCUT YAPILARI
  YURDUMUZDA BULUNAN GÜVERCİNGİLLER
  GÜVERCİNLERDE KALITIM VE ISLAH
  KÜLTÜR TARİHİ VE KUŞLAR
  TÜRK TOPLUMUNDA GÜVERCİN
  Kentlileşen Güvercinlerin Tarihi
  KUŞLARDAKİ ŞAŞIRTICI DENGE
GÜVERCİN HASTALIKLARI

 Coccidiosis bir bağırsak hastalığıdır. Coccidia neredeyse tüm güvercinlerin ince bağırsaklarında bulunur.

Patojen

Trichomonads ile birlikte coccidia güvercinlerde en sık rastlanan parazitlerdir. Coccidia'nın sadece çevrede geliştikten sonra bulaşıcı olan kalıcı safhasına ookist denir.

Hastalığın Gelişimi

Ookist'in vücuda girmesinden sonra gelen safha, bağırsak zarına verdiği zarardır. 4-7 gün içerisinde güvercin ookist'i dışkı yoluyla çıkarmaya başlar.

Coccidiosis'in 2 şekli vardır:

1-Asemptomik form
En sık rastlanandır. İlk kez ookist'i az miktarda kaptıktan sonra, endogenous uyarımına bağlı olarak, güvercinler savunma mekanizmalarında hastalığa karşı bağışıklık geliştirirler.
Bu korumayla ookist alımı vücuda düşük seviyelerde olur ve güvercinler parazitlerle bir çeşit denge içinde yaşarlar ve bu parazitler onları bağırsak hastalıklarına karşı korur.

2-Visible şekil (şiddetli safha)
Hastalığın bu şekli daha şiddetli bir gidişat sergiler. Genç, korunmasız kuşlarda ookist'in büyük miktarlarda vücuda alımıyla oluşur ya da kart kuşlarda stres faktörünün etkisiyle sağlığı bozulan güvercinlerde görülür ki bunlar asıl coccidiosis'dir.

Hastalığın Semptomları

Asemptomik form:
Zarar gören kuşlar her ne kadar daha az canlı olsalar da sağlıklı görünürler.
Şiddetli safha:
Gözler görülür bir şekilde etkilenmiştir. Kötü kokulu, yeşilimsi, sümüksü dışkı ve bazen kanlı ishal olur. Kayıtsızdırlar, tüyleri kabarır ve bol su içerler, fazla yemek yemezler.

Hastalığın Tedavisi

Asemptomik form: Host-patojen dengesini bozmamak için hastalığın hafif hali tedavi edilmez.
Şiddetli safha: Hastalıklı kuşlar chevi-kok la tedavi edilir. Uygun bir diyetle ve vitamin e - b12 ile takviye edilmelidirler.

Hastalığın Tanımı

Dışkı örnekleri alınarak mikroskobik muayene ile olur.

Benzer durumlar

Salmonellosis, e-coli, solucan salgını.

Trichomoniasis, dünyada güvercin sürülerinde büyük kayıplara yol açan bir hastalıktır.

 

Patojen

Trichomonas gallinea, tek hücreli, kendiliğinden üreyen bir parazittir. Nerdeyse tüm güvercinler, gaga ve boğazda yaşayan trichomonadı taşırlar. Hasta olan güvercin dışkı ve tükürükle parazitleri yayar. Yetişkin güvercinler, yavru beslerken hastalığı geçirirler.

Hastalığın Semptomları

Yavrularda ve yetişkinlerde, canlılıkta önemli bir azalma, uçma isteksizliği, ishal ve boğazın kızarması görülür. Hastalık geliştikçe damak mukozasında sarı noktalar oluşur, bunlar daha sonra sarı tortulara dönüşür. Kanama riski olduğundan tortuları koparmamak gerekir. Hastalıklı kuşun yavrusunda göbek bağı enfeksiyonu ve takiben iç organlara sıçrayan çıbanlar oluşur. Yavrularda 10-14 günlükken keskin kokulu sıvı dışkı ve geç gelişmenin ilk belirtileri gözlenir.

Hastalığın Tanımı

Yaşayan ya da yeni ölmüş güvercinin boğaz mukozasının mikroskobik incelenmesinde ortaya çıkar. Kadavrada ölümden sonra 20 saate kadar patojeni görmek mümkündür.

Hastalığın Tedavisi

Trichomonadlar tanımlandığında tüm sürü chevi-col+ ile tedavi edilmelidir. Su tüketimi artarsa (sıcak yüzünden) ilaçlı suya ek yapılmaz. İlaçlı su tüketildiğinde yeni, taze karışım yapılır. Tedavi boyunca banyo suyu konulmaz.

Benzer Durumlar

Yetişkin güvercinlerde boğazın içindeki beyaz noktalar trichomonas değildir. Beyaz ve sarımsı gri arasındaki nodüller aslında salyaya aittir ve zararsızdır. Kanama riskine karşı oynamamak gereklidir.

Trichomonas boğazdaki sarınoktalar dışında başka semptom göstermez

 

Trichomoniasis

 

 

 

 

Boğazdaki tortular trichomonas, gaga kenarındaki yaralar frengi hastalığından kaynaklanır.

 

 

 

 

frengi


Güvercinlerde salgın boyutunda şiddetli bir hastalıktır.

Patojen

Paramyxovirüs Newcastle (yalancı veba) virüsünün bir benzeridir. Diğer kuşlar için olmamakla birlikte güvercinler için çok fazla patojendir.

Hastalığın Gelişimi

Güvercinler hasta olmasından birkaç gün sonra burun, boğaz, göz ve dışkıdan virüsü etrafa yayarlar. Kuluçka dönemi 3 günden 21 güne kadardır. Yaklaşık 4 hafta sonra güvercinlerin %30 u hastalığı atlatır.

Hastalığın Semptomları

İshal, zayıflama, az yeme, çok fazla su alımı hastalığın başlıca belirtileridir. Her iki ayakta da felç, ürkeklik, buynun eğilmesi, denge kaybı, devrilmek, geri geri gitmek görülür. Güvercinlerin çoğu ölür.

Hastalığın Tanımı

Virüs özellikle tam teşeküllü laboratuvarlarda, ölü kuştan alınan beyin ve böbrek parçalarından tanımlanır. Kuştan, hasta olduktan 2 hafta sonra alınan kan örneğinde antikor kanıtları görülelebilir.

Hastalığın Tedavisi

Diğer tüm viral hastalıklarla birlikte, hastalığa yakalanan güvercinler için etkili bir tedavi yoktur. Sürüden birinin bu hastalığa yakalandığından şüpheleniyorsanız, hastalığın yayılmasını önlemek için 'tüm' güvercinlere koruyucu aşı uygulanabilir. Görünüşte hasta olan güvercinler diğerlerinden uzaklaştırılmalıdır ve aşılanmamalıdır. Çünkü virüsü yayarak sürünün kalanını aşının koruyuculuğu elde edilene kadar diğerlerini de riske sokar.
Savunma sistemlerini güçlendirmek için livimum ve vitamine b12 ile destek tedavi uygulanmalıdır.

Benzer Durumlar

Salmonellosis

 

Güvercinlerde paramyxovirüsle oluşan merkezi sinir sistemi bozuklukları.

  sallabaş
     

Böbreksel bozukluklarla birlikte sıvı içinde dışkı parçacıkları.
Bu dışkı parçacıkları bağırsaktan çok böbreksel bozuklukların sonucudur.

 

  Paramyxovirüs

Paratyphoid (paratifo) ile aynı özellikleri gösterir.
Bu hastalık güvercinler arasında ölümlerin en çok yaşandığı bulaşıcı bakteriyal hastalıklardan birisidir.

Patojen

Bakteri 1 ya da daha fazla yıl çevrede bulaşıcı olma özelliğini korur.

Hastalığın Yayılımı

-Hastalığın içerdiği güvercin tozu
-Besin kirliliği (böcek, fare vb.)
-Yemlik ve sulukların kirli olması
-Çiftleşme ve gaga teması
-Yumurtaya geçme
-Hasta güvercinin yavru beslemesi
-Kronik taşıyıcılar: Salmonella enfeksiyonundan kurtularak iyileşmiş görünen güvercinler düzensiz aralıklarla hastalığı saçarlar.

Hastalığın Belirtileri

Akut Hali:
Genellikle genç kuşları etkiler.
Yeşil, sümüksü, yumuşak dışkı; karaciğer, böbrek, dalak enfekte olduğunda büyüme geriliği olur. Aşırı zayıflama ve bazı vakalarda da ölüm gerçekleşir.
Enfekte olan embriyonlar yumurta halindeyken ya da doğduktan birkaç gün sonra ölürler.

Kronik Hali:
Genellikle kart kuşları etkiler.
İltihaplanma, eklem yerlerinde kalınlaşmaya neden olur. Özellikle dirsek, kanat ve bacak eklemlerinde, denge bozukluğu ve boynun yatmasına sebep olur.

Hastalığın Tedavisi

Sözü edilen semptomların belirmesi durumunda chloramphenicol-N tedavisine başlanmalıdır.
Bazı durumlarda bakteriyolojik muayene sonuçları elde edildiğinde tedaviye ampicilin-t ile değiştirmek gerekir. Tedavi tek tek değil bütün kuşlarda olmalıdır.
Tedaviye başlamadan önce ciddi biçimde enfekte olmuş kuşları diğerlerinden ayırın. Çünkü onların iyileşmeleri muhtemel değildir.

Hastalığın Tanımı

Organ örnekleri ve dışkı örneklerinden oluşan bakteriyolojik muayene ile olur.

Benzer Durumlar

Paramyxovirüs, ornithosis, cocidiosis, solucan salgını, trichomoniosis.

Salmonella dışkılarında patalojik değişiklikler. Dışkı sulu olur, beyaz parçacıklar içerir.

TİFO

Hexamitiasis sıvımsı, yapışkan, hatta kanlı ishalin eşlik ettiği bir bağırsak hastalığıdır.

 

Patojen

 

Genellikle yazın ve sonbahar aylarında görülür. İlk olarak bağırsaklara yerleşir. Özellikle dirençleri hala düşük olan yavrular buna karşı eğilimlidirler. Enfekte olmuş kart güvercinler bu hastalığın belirtilerini fazla göstermezler ve fazla etkilenmezler ama paraziti dışkı yoluyla dışarı atarlar. Bunlara kronik taşıyıcı denir. Kuluçka dönemi 4-5 gündür.

Hastalığın Semptomları

Kötü kokulu, sümüğümsü hatta kanlı ishal. Hasta güvercinler yemeği ve suyu azaltır, isteksiz olurlar. Bu hastalıktan genç güvercinlerin bağırsakları çok şiddetli etkilenir.

Hastalığın Tedavisi

Hastalığın belirlenmesinden sonra tüm sürü chevi-col+ ile tedavi edilir. Su içme isteği artarsa (kuluçka dönemi ve sıcak havada) ilaçlı suya ek yapılmaz. İlaçlı su tükendiğinde yeni su konur. Tedavi boyunca banyo suyu konulmaz.

Hastalığın Tanımı

Hexamitae, yeni ölmüş kuşun bağırsak mukozasından alınan örneklerin vücut ısısında mikroskobik muayenesiyle görülür. Yavaş ve kendi çevrelerine dairesel hareketler gösteren trichomonadların aksine bu parazitler düz çizgide hızlı hareketler sayesinde tanınabilir.

Benzer Durumlar

Paramyxovirüs, e-coli, salmonellosis

Ornithosis dünyada kuş türlerinin çoğunu etkileyen bir enfeksiyon hastalığıdır. İnsanlara ve diğer memelilere de bulaşabilir.

Patojen

Chlamaydia psittaci. Chlamaydialar küçük, kendiliğinden yayılamayan, hücreleri işgal eden mikroorganizmalardır. Hastalığı taşıyan toz, nefes yoluyla, dışkı, kirli su ve yemekle, yavruların gaga yoluyla beslenmesi ve gaga temasıyla bulaşır.

Hastalığın Semptomları

Ornithosis 2 şekilde oluşur:

Akut form: Genç güvercinlerde hırıltılı ses, göz kapağında iltihap ve ishal görülür.
Kronik hali: Daha çok yetişkinlerde görülür. Ama yetişkinler hastalığın belirtilerini az ya da hiç göstermezler. Hastalığı atlatmış olan güvercinler, insanlar ve genç güvercinler için gizli enfeksiyon kaynağıdır.

Hastalığın Tanımı

Ölü güvercinlerde karaciğer, göz, hava kesecikleri, dalak parçasında yapılan mikroskobik muayene ile belirlenir. Yaşayan güvercinlerde patojen dışkı muayenesinde görülebilir.

Hastalığın Tedavisi

Ornithosis tedavisinde senelerdir başarıyla kullanılan chlorotetracyclin+ le sürü tedavi edilir. 25 gün ilaç kesilmez.

Tedavi boyunca kalsiyum zengini besinler ilacın etkisini azalttığından kesinlikle verilmez. Güvercinler uçurulmaz. Banyo suyu konulmaz.

Benzer Durumlar

Salmonellosis, paramyxovirüs.

 

 

 

Gözün iltihaplanması.

 

Ornithosis

 

 

 

Ağız açık nefes alma. Ciğerler ve hava kesecikleri etkilenir.

 

hasta güvercin

 

Ornithosis - Makale

 

 

Güvercinlerde görülen en yaygın hastalıklardan biridir.

Kümeste bu hastalığın bulunması, güvercinlerin hasta olması ya da performansını etkileyeceği anlamına gelmez. Güvercinin Chlamydia (hastalığın kaynağıdır) ile temas halinde olmasına rağmen hastalığın belirtilerini göstermeyebilir.

Problem nedir o zaman? Genel olarak kışın tüy dökme dönemi tamamlandığında ve üreme dönemi başladığında uyuyan bakteriler aktif hale gelirler. Bunun nedeni; zor geçen eğitim uçuşları, soğuk, yağmurlu havada uçma, değişen hava sıcaklıkları, aşırı yüklenme ve genel hijyen gibi stresli durumlardır.
Bu zamanlarda bakteri bağırsak hücrelerinde, solunum yollarında ve diğer iç organlarda çoğalır.

Çoğu zaman güvercin meraklıları yarışlardaki kötü sonuçlardan sonra, güvercinlerini hep aynı şikayet sebebiyle muayeneye getirirler. Bu yüzden, güvercinler için sezon başlangıcında ornithosise karşı hastalığı önleyici, düzenli bir tedavi gerçekleştirmek gerekir.

Bazı güvercinlerin bu hastalığa karşı daha hassas oldukları unutulmamalıdır. Tedaviye cevap vermeyen güvercinler diğer sebepler de (kümes yapısı gibi) göz önüne alınarak daha ayrıntılı müşaede edilmelidirler.

Güvercinler kondisyon eksikliği gösteriyorsa bunun sebebi genellikle ornithosistir.

Ornithosis'in diğer görülen semptomları genelde, yorgunluk,egzersiz yapmama eğilimi, şişmiş bağırsaklar ve genç kuşlarda yavaş gelişimdir.

Dr. Carlo Gyselbrecht

Salmonella ve Escherichia Coli enteropothies bakterisinin sebep olduğu, en sık görülen hastalıklardandır.

Patojen

E-coli insanların ve sıcakkanlı hayvanların sindirim sisteminin bir parçasıdır. Koli bakterisi dışkı yoluyla çıktıktan sonra, bulunduğu yerde çoğalarak aylarca yaşayabilir. Koli bakterisi nefes alırken havada bulunan toz parçacıklarından, kirli su ya da bakterinin bulaştığı besinlerden, hava keseleriyle sindirim sistemine ya da solunum organlarına girer.

Hastalığın Gelişimi

Patojenik e-coli bakterisinin bol miktarda çoğalması su ve elektrolid kaybına sebep olur. Aynı zamanda patojenik e-coli bakterisi kan dolaşımına girip tek olan organlara yerleşir. Sonuç bir kaç saat ya da bir kaç gün içinde ölümle sonuçlanan colisepticaemia olarak da bilinen bir sistemik bozukluktur.

Hastalığın Semptomları

Klinik vakalarda anormal derecede zayıflama, neşesizlik, iştahsızlık, kabarık tüyler, kuyruğun aşağı doğru düşük olması (karın bölgesinde ağrısı olduğunu gösterir), solunum bozuklukları gibi sistemik bozukluklar bu hastalığın belirtileridir.

Hastalığın Tedavisi

Sözü edilen semptomlar görüldüğünde furazolidan+ tedavisine başlanmalıdır. Bakteriyoloji muayenesi ve antibiyogram tedavisi yapılabilir hale geldiğinde tedavi değişikliği gerekebilir.

Hastalığın Tanımı

Organ örneklerinin bakteriyolojik muayenesi ile olur. Muayene güvercinin ölümünü takip eden ilk 24 saat içinde olmalıdır. Çünkü koli bakterisi hızla ölü kuşun organlarına yerleşir ve hastalığa sebep olan diğer aktif organizmaları göstermek güçleşir.

Benzer Durumlar

Salmonellosis, hexamitiasis, coccidiosis

Patojen

Bu virüs ve bakterileri içeren karma bir enfeksiyondur (özellikle e-coli ve cocci). Patojenler hava, toz, ve kuşların birbirleriyle olan temasından alındığı gibi aynı zamanda içme suyu ve beslenme yoluyla da alınmaktadır.

Hastalığın Semptomları

Hastalık 2 türlü şekil alır:

Ani ölüm hastalığın herhangi bir farkedilir belirtilerinden önce olmaz! Tipik senaryo; genç kuşların salmalarından günlük eğitim için bırakılmalarında ve bunun üzerine 1 saat uçtukları ve sonra salmaya geri döndüklerinde görülür. Çatıya ya da aydınlık bir çıkıntıya inerler; yetiştiricilerin onları salmanın içine indirme teşebbüslerine karşılık vermezler ve bir kaç saat içinde de ölürler.

Hastalığın Ölümden Önceki (farkedilir) Belirtileri

Semptomların ilk başlangıcı ve ölüm ( 3 günden 1 haftaya kadar süren ) arasındaki dönemde şu semptomlar görülmüştür: Aktivite eksikliği, tüylerin kabarması, iştahsızlık, kilo kaybı, yeşilimsi-sarı dışkı ve kusma.

Tedavi

Genç Kuş Hastalığına karşı enfeksiyonu önlemek için kullanılabilen bir aşı yoktur. Bununla birlikte hasta kuşlar ADENOSAN'la tedavi edilebilir. Tam vaktinde Adenosan kullanımı, enfeksiyon kaptığı farzedilen kuşlarda, hastalığın patlak vermesini engelleyebilir.

1.ADENOSAN Kullanılır:

Genç Kuş Hastalığının ilk belirtilerinde en az 7 gün. Eğer hastalık sonraki aşamalarda tanımlanırsa, bakteri enfeksiyonu için Chemotherapeutic agent ve antibiyotik (tercihen FURAZOLİDON+) faaliyeti gerekebilir. FURAZOLİDON bağısaktaki E.COLİ enfeksiyonuna karşı belirgin faydası olduğunu göstermiştir.

2.ADENOSAN Diğer Genç Kuşlarla Temas Sonucu Enfeksiyon Kaygısı Sonucu Kullanılır:

Sürüye yeni genç kuşların gelmesi sürecinde 7 günlük bir periyotta. Uçuş mevsiminde 3 gün, uçuşlardan sonra.

3.Bağırsak Florasında Bir Değişikliğin Kuşları Hastalığın Patlak Vermesine Etki Etmesi Durumunda ADENOSAN Kullanılır:

Trichomonads için kuşların tedavisinde, paralel olarak ADENOSAN uygulamasına tedaviden 3 gün önce başlanmasını tavsiye ediyoruz.

Hastalığın Tanımı

Bu hastalığı içeren patojenler yüzünden sadece deneysel bir teşhis yapmak mümkündür.

Benzer Durumlar

E-coli, Hexamitiasis

PROBİYOTİKLER- USE OF PROBIOTICS In Caged & Aviary Birds

 

Bakteri ve Evsahibi İlişkisi

 

 

Evrim boyunca bakteri ve sıcakkanlı hayvanlar karşılıklı birbirlerine yarar sağlamak için, birbirleriyle yakın işbirliği içinde olmuşlardır. Deneme yanılma yoluyla bakteri nüfusu yayılarak hayvan vücudunun yerlileri durumuna gelmiştir. Ev sahibi, karşılığını sindirim sisteminde alır; başlıca beseleyicilerin yapımı, istenilmeyen bakterilere karşı koruma, vücuttaki suyun kontrolü vr diğer metabolik avantajlara sahip olur. Bakteri, karşılığında gelişimi için elverişli sıcaklığı ve vücut salgılarında başlıca besleyici kaynakları alır. Bu ilişkinin doğası yüzünden bakteri nüfusu ev sahibi için çok önemlidir.

Değişiklikler

Bu karşılıklı ilişkinin her üyesi diğeri tarafından etkilenir. Ev sahibinde kesin değişiklikler oluştuğunda, değişiklik bağırsaklardaki bakteri nüfusuna yansır. Bakteriyal değişiklikler, antibiyotik tedavisi, stres, beslenmedeki değişiklikler gibi faktörler sonucu oluşur. Bakteri nüfüsundaki değişiklik hayvanın aktivitelerine de yansır; yemeği sindirme yeteneğini azalır ve bağırsak hastalıklarından kendini koruması güçleşir.

Stresin, kalabalığın olmadığı, uygun diyete sahip beslenmenin yapıldığı, ilaçların verilmediği, temiz bir çevrede bağırsak bakteri nüfusunun ideal seviyesi temin edilebilir.

Probiyotik Nedir?

Stressiz, sağlıklı hayvanın bağırsağında bulunan bakteri tedavide kullanılmak üzere kültür edilebilir. Bu şekline probiyotikler denir. Probiyotik konsept, bu bakterilerin hayvana yeniden verilmelesini içerir. Birçok ülkedeki çalışmalar gösteriyor ki bu bakterilerin kontrol altına alınmasına ve diğer zararlı bakterileri kovmasına rağmen aslında onlar stres tarafından en çok zarar görenlerdir. Birçok probiyotik ürünler, doğal yolla oluşmuş canlı Laktobacilli ve Streptococcus (Enterococcus) içerir.

Dengeyi Onarma

Bir kere canlı bakteri hayvan yerleştiğinde, yararlı etkiler üretme potansiyeli vardır. Mesela normal bakteri seviyesi bozulduğunda labaratuvarda hayvana yapılan günlük organizma dağıtımı engel teşkil eder. Ancak ilaç şirketleri bunu da üstesinden gelmişlerdir. Japon ilaç üreticisi Yakult, insan probiyotiği üretmektedir. Bu, süt bazlı içecek olarak Avustralya'da da dağıtılmaktadır ve her hafta bir milyon şişe tüketilmektedir. Ondört milyon şişe ise hergün Japonya'da tüketilmektedir. İlginç olarak insanlarda araştırmalar göstermiştir ki, Yakult'u bireysel olarak kullanan insanlarda bağırsak kanserine yakalanma riski düşmektedir. ve çoğu zararlı bakterinin ürettiği toksin ki bunlar karsinojeniktir ve kansere sebep olur, bu riski de çok aşağılara çekmektedir.

Yeni Çalışmalar

Nisan 2003'de Tenerife'deki Loro Parque'de yapılan yedinci Avrupa Kuş Veterinerleri Derneği konferansında, cockatiel chicks'lerde (bir tür papağan) probiyotik kullanımına ilişkin ilginç bir tez sunuldu. Tez, Louisiana State Üniversitesinde, Dr. Tom Tully başkanlığında bir ekip tarafından yürütülen bir çalışmayı anlatıyordu. Cockatiel chicks'ler 12 günlük olduklarında anne-babalarından ayrılıyor ve elle beslenmeye başlıyorlardı. Kuşlar pek çok gruba ayrılmıştı. Bazıları probiyotik desteği almış, bazıları ise almamıştı. Kuşlar bu şekilde yetiştirilirken, kilo alma ve hastalıklara karşı direnç gösterebilme becerileri de gözlemlenmişti.

Sonuçlar, iyi bir beslenme programını takip eden sağlıklı kuşların kilo almalarında hiçbir fark olmadığını gösterdi. Böylece çalışmayı yürüten ekip şu sonuca vardı: "Uygun bir beslenme programını takip eden sağlıklı yavrularda önemli bir ekstra faydası görülmemekle birlikte, hasta, stresli ya da deneyimsiz kişilerce ve marjinal beslenme programları ile beslenen yavrularda, kuşlara özgü bir günlük probiyotik ek besininin faydası olacaktır".

Yetiştirilme sırasında kuşlara kasıtlı olarak hastalığa neden olan bakteriler verildi (Pseudomonas sp., E.coli). Bu bakterileri alan kuşlar arasında, probiyotik ek besini alan grubun daha düşük bir positif patojen özellik gösterdiği görüldü. Yapılan kan testlerinde hassaslaşmanın daha az olduğu (daha düşük akyuvar sayımı), yapılan histopatolojide ise bağırsaklarda daha az enfeksiyon olduğu tespit edildi.

Ekim 2003'de Chicago'da yapılan AU toplantısında araştırma Star Labs tarafından sunuldu. Missouri'de bulunan Star Labs, "PrimaLac" isimli bir probiyotik preparatı imal etmekteydi. Bu ürünle iki büyük deney gerçekleştirildi. 20,000 Bob White quail chicks (bıldırcın) üzerinde yapılan ilk deneyde, probiyotik alan kuşların gelişimlerinin, sindirimlerinin ve tüy kalitelerinin, probiyotik almayan kuşlara göre daha iyi olduğu ve bu kuşların hayatta kalma şansının daha yüksek olduğu görüldü. Bu kuşlar aynı zamanda daha iyi bir bağışıklık (antikor) gösterdiler. İkinci deneyde yaklaşık 15,000 sülün kullanıldı ve probiyotik alan ve almayan iki gruba ayrıldılar. Her iki gruba da kasıtlı olarak Salmonella typhimurium (hastalık yaratan bir bakteri) ve (paramyxovirüsün neden olduğu) Newcastle hastalığı verildi. Sonuç olarak probiyotik desteği almayan kuşlarda ölüm oranı diğer gruba göre %25 daha fazla oldu.

Hareket Planı

Probiyotikler nasıl etki ediyor? Rekabetçi inhibisyon - Lactobacillus sp. gibi, bazı sağlıklı kuşların bağırsaklarında bulunan normal bakteriler, olası patojenleri kontrol altında tutmaya yardımcı olan laktik asit, hidrojen peroksit, antibiyotik ve diğer maddeler üretirler. Sağlıklı kuşlarda, normal bakteriler tarafından üretilen laktik asit, mide ve bağırsak içeriğinin pH'ını düşük yani asidik tutar. Bu normal bakterilerin strese bağlı olarak kaybolması pH'da yükselmeye neden olur. Genel bir kural olarak, patojenik bakterilerin çoğu asidik ortamda çoğalmazlar ve bu nedenle pH'daki bir artış hastalık yaratan bakterilerin yayılmasına kolaylık sağlar. Pek çok kuşbilimcinin de bildiği gibi, olası yayılmacı bakteriler arasında E-coli, Pseudomonas, Candida (maya ya da pamukçuk) , Salmonella ve Yersinia sayılabilir. Genellikle bu organizmalar fırsatçı şekilde hareket ederler, kuşların stresli oldukları dönemlerde hastalık yaratmak için tetikte beklerler. Bağırsaklarda asiditeyi düşürmelerinin yanı sıra, probiyotikler, bağırsak hattını kaplayan ve tercihen bağırsak duvarındaki reseptör bölgelerde bulunan koruyucu sümüksü tabakalar üreterek, E.coli gibi bakterileri uzak tutarlar. Problemi, antibiyotik kullanımına gerek kalmadan yok etmek için doğal bir yöntem sunarlar. Kuşları tedavi ederken bağırsaklarını, onları normal aktiviteleri sırasında tekrar sağlıklarına kavuşturabilecek faydalı bakterilerle donatıyoruz. İştahın uyarılması - Probiyotiklerin güçlü bir iştah uyarıcı etkisi olduğu görülmektedir. Sindirim enzimleri ve B vitaminleri üretirler. Bu etkiler kuşların beslenme rejimlerinden maksimum ölçüde faydalanmalarını sağlar.

Bağışıklık sisteminin uyarılması - Son çalışmalar probiyotiklerin genel bağışıklık sistemini uyardığını göstermektedir. İlginçtir ki, insan probiyotik preparatları özel bakteri enfeksiyonlarını hedefleyecek şekilde geliştirilmektedir. İnsanlarda Bacillus cereus bakterisi gastroenterite neden olur. Bu enfeksiyon ölümcül olmasa da, yıllık olarak pek çok işgünü kaybına neden olmaktadır. Antibiyotik yerine, gelecekte hastalara enfeksiyonu kontrol eden özel bir probiyotik "yoğurt" takviyesi verilebilir. İlgili şirketlere göre, şu andaki teknoloji ile E-coli gibi daha zorlu ve gerinimi ve mütasyonu daha fazla olan organizmalar yakalanabilecektir. Bu preparatlar elde edildikten sonra, yan etkisi olan antibiyotikler ile tedavi edilebilen bu tür enfeksiyonlarda da uygulanabilecek ve kuş bilimcilere faydalı olacaktır.

Probiyotiklerin Kullanımı

Probiyotik preparatlar pek çok yıldır mevcut olmasına rağmen, bunların kullanımı hakkında hala bazı belirsizlikler vardır. Yeni ürünler çıktıkça, hatalı bilgilerin de yayılması kolaylaşmaktadır. Durum tüm kuşların aynı hatta benzer bağırsak bakterilerine sahip olmadığı gerçeği ile daha da karmaşıklaşmaktadır. Tavuk gibi, çekumu olan kuşlarda, çok sayıda gram-negatif isimli bakteriler bulunur. Bunlar da diğer türlerde hastalık yaratabilme kapasitesine sahiptirler. Çekumu olmayan papağan gibi kuşlarda, gram-negatif bakteriler çok düşük sayıdadır. Bunlarda da normal olarak çok sayıda gram-pozitif bakteriler bulunur. Lorikeet'lerde (avustralya kuşu) neredeyse hiç bakteri bulunmaz. Buna karşık kanarya ve Avustralya ispinozu gibi passerinelerde kalıcı bir bağırsak bakterisi popülasyonu yoktur. Dışkıdaki bakteriler sadece geçici olanlardır.

Muzice bir tedavi olmamakla birlikte, probiyotiklerin bazı durumlarda kuşların sağlığını korumak konusunda yardımcı oldukları söylenebilir.

Peki kuşbilimciler probiyotikleri ne zaman kullanmalıdırlar?

Her türlü stres durumundan sonra - Stres bağırsaktaki faydalı bakterileri yok eder-. En faydalı bakteriler de ilk önce kaybedilenlerdir. Bu faydalı bakteriler yok olduktan sonra, bakteri ya da mayaya neden olan hastalıkların aşırı gelişimi için bir boşluk oluşmuş olur. Bu da ishal, iştah azalması ve hastalığa dirençsizlik olarak kendini gösterir. Probiyotikler faydalı ve faydasız bakterilerin dengesini de düzenleyebilirler. Stres durumundan sonra en kısa zamanda ya da stres durumundan hemen önce verilmeleri iyi olacaktır. Böylece, hastalık problemlerinin önüne geçilebilir.

Üreme ve tüy dökme sırasında - En iyi şekilde bakılmalarına rağmen, üreme ve tüy dökme sırasında kuşlar "halsizleşebilirler". Probiyotik kullanımı anne-babaları üreme sırasında güçlendiriken, yavruları da hastalıktan korur.

Kuşların satın alınmasından ve nakliyelerinden sonra - Yakalama ve kafese yerleştirme, özellikle doğuştan sinirli türlerde aşırı derecede zor olabilir. İştah ve su tüketiminde azalma, fizyolojik strese de neden olabilir.

Antibiyotik kullanımından sonra - Pek çok antibiyotikler, sadece hastalık yaratan bakterileri değil, aynı zamanda bağırsaktaki faydalı bakterileri de öldürürler. Antibiyotik tedavisi durduğunda, bağırsak bu bakterileri kuşların kendi çevrelerinden tekrar toplayabilir. Probiyotikler kuşları bu sırada hastalıktan korumaya yardımcı olur.

Tüylenmeden sonra - Kuşlar, normal şekilde beslenene ve kuş evinde kendilerini kabul ettirene kadar probiyotik desteği alıyorlarsa, annelerinden ayrıldıktan sonra daha az hasta olacaklardır.

Probiyotik Kullanımı Üzerine Not

Bazı şehirlerde, şehir içme suyuna flüorit veya klorin katılması, probiyotik kullanımını kesintiye uğratabilir. Kentlerde, işleme tesisleri, su dağıtım şebekesine yakın yerlere yerleşmişlerdir. Avustralyalı yetkililere göre, flüorit ve klorin konsantrasyonları pek çok su şebekesinde çok düşük seviyededir ve etkisizdir. Ancak bir işleme tesisine yakın yerde kuş yetiştiren kişiler için sudaki konsantrasyon oranı, probiyotik organizmaları öldürecek kadar yüksek olabilir. Ancak bu maddeler, işlenmiş su 24 saat bekletildikten sonra buharlaşacak ve suda yok olacaktır.

Kuşbilimciler için yapılacak en iyi şey, suya probiyotik koymadan ve kullanmadan önce suyu, 24 saat bekletmeleridir. İstenen miktarda suyu kovalara koyup beklettikten sonra kullanmak en iyisi olacaktır. Başka bir yöntem de, yağmur suyu ya da damıtılmış su kullanmaktır. Pek çok suda çözünen probiyotik preparatları da yeme katılabilir. Bazı preparatlarda bu yöntem daha hızlı ve daha etkin şekilde, probiyotiklerin sindirim sistemine ulaşmasını sağlar.

 

Dr. Colin Walker

FACEBOOK'TA BİZİ BULUN  
   
Reklam  
   
Bugün 6 ziyaretçi (8 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=